POZİTİVİZM (OLGUCULUK)

Kant, deney dünyasına ait olmayan şeylerin bilgi konusu olamayacağını söylerken, bu tür bilgilerin pratik ve ahlaksal değerinden sözeder.

18. yy.da ortaya çıkan pozitivizm ve onun çağımız versiyonu neo-pozitivizm akımları ise deney dışı bilginin hiçbir değerinin olmadığı iddiasındadır.

Pozitivizmin ünlü temsilcisi Comte’a(1789-1857) göre insan zihni üç aşamadan geçmiştir:

Teolojik aşama (Olgular tanrısal güçlerle açıklanır)

Metafizik aşama (olgular metafizik güçlerle açıklanır)

Pozitif Aşama (olguların olgularla açıklandığı aşama)

Pozitif aşamada sadece doğa olayları değil, dinler, gelenekler, sanat, ahlak da olgulara dayalı olarak açıklanmalıdır.

Comte’a göre gerçek felsefe metafiziği bırakmalı ve olgularla ilgilenmelidir, pozitif bir bilim olmalıdır.

TARTIŞMA-DÜŞÜNME:

ANALİTİK FELSEFE

Bu akıma göre felsefenin biricik amacı analiz etmek olmalıdır. Bu analiz dilin kullanılışı  ve işlevi ile ilgili bir analiz olmalıdır. Felsefi problemler bir anlamda dilsel problemlerdir ve bu problemlerin çözümü dilin analiziyle olanaklıdır.

Aralarında çeşitli görüş farklılıkları olmasına rağmen, R.Carnap, M.Schlick, B.Russell, L.Wittgenstein bu akımın temsilcileri olarak sayılabilir.

Wittgenstein’a göre dil ile gerçeklik aynı yapıya sahiptir. Bu yüzden de dilin analizi demek gerçekliğin analizi demektir.

Düşününüz:

“Dilinin sınırları, dünyanın sınırlarıdır.” L.Wittgenstein

 (sürecek...)