RASYONALİZM (AKILCILIK)

Bilgide ana etken olarak akıl yürütme ve düşünce üzerinde duran görüşe akılcılık diyoruz. Filozofların bilginin kaynağının ne olduğu konusunda ortaya koydukları farklı görüşlerden biridir akılcılık.

Soruyu şöyle sorarsak: Acaba zihin, deney ortaya çıkmadan önce, herhangi bir biçimde bazı yetilerle donatılmış mıdır?

Bilginin kaynağının akıl olduğunu veya gerçek bilginin ancak akılla elde edilebileceğini öne süren akılcıların bu soruya olumlu yanıt verecekleri açıktır.

  Akılcı Gerekçeler

  Akılcı Görüşler

“ Zihin, doğuştan sahip olduğu gücü ile kendi kendine zihinsel araçlarını yaratır. Bununla, diğer zihinsel işlemlerini gerçekleştirme gücünü elde eder. Bu işlemlerin kendilerinden tekrar yeni araçlar veya araştırmalarını daha ileri götürme gücünü kazanır ve bu bilgeliğin doruğuna erişinceye kadar böylece devam edip gider.” Spinoza (1632-1767) “Anlığın İyileştirilmesi Üzerine” çev: Ahmet Arslan

Akılcılar hiç kuşkusuz, duyularımızın bazı bilgiler verdiğinin farkındadırlar. Akılcıların çoğu ayrıca, deneyin bilginin hareket noktası olduğunu da kabul eder. Onlara göre duyusal algılar, zihne harekete geçmesi için ilk kıvılcımı çakmaktan ileriye gitmezler. Bilgi, duyumdan ilk uyarımını alır.

Akılcılığın çeşitli derece ve türleri olmakla beraber hemen hemen bütün akılcılarda ortak olan görüşleri özetleyebiliriz.

"İnsan için ne bildiği şey üzerinde araştırmada bulunmak mümkündür, ne bilmediği şey üzerinde. Bilinen şey üzerinde araştırma lüzumsuzdur, çünkü zaten bilinir. Bilinmeyen şeye gelince, ne araştırılacağı bilinmediği için araştırma başlayamaz." Platon (Menon)

Tartışma:  Platon’un yukardaki görüşleriyle, akılcılık arasında bir ilişki kurulabilir mi? Platon ne demek ister?

“...yanlışa düşmemek için aklımızın hiçbir yanılmadan korkmaksızın bizi eşyanın bilgisine götürebilen bütün işlerini burada sıra ile sayacağız. Bunlar da ancak ikidir: sezgi ve tümdengelim.

Bence sezgi ne duyuların tanıklığı, ne de yalancı bir imgelemin aldatıcı yargısıdır. O, saf ve dikkatli bir zihin kavrayışıdır. Öyle kolay ve seçik bir kavrayış ki anladığımız şey üzerinde hiçbir kuşkuya yer bırakmaz. Yahut da aynı şey olan, saf ve dikkatli bir zihinde yalnız aklın ışığı ile meydana gelen ve tümdengelimden daha basit olduğundan ondan emin olan sağlam bir kavrayıştır... Böylece herkes sezgiyle, kendisinin var olduğunu, düşündüğünü, üçgenin yalnız üç kenarla sınırlı olduğunu, kürenin yalnız bir düzeyle çevrildiğini ve diğerlerini.... görebilir.” Descartes  / Aklın İdaresi İçin Kurallar / Çev. Mehmet Karasan

Tartışma: