• ASSOS'TA FELSEFE 2010

     











     

                 5-6 Şubat’ta Felsefe-Sanat- Bilim derneğinin düzenlemiş olduğu “ Assos’ta Felsefe” etkinliklerine katıldık. Bu arada felsefe öğretmenleri olarak felsefi söyleşileri akademik dilden dinlemeyi ne kadar özlediğimizi farkettik. Assos’un soğuk havasının yanı sıra bol bol felsefeyi de içimize çektik. Açıkçası felsefeyle kendimizi tazeledik. Aristoteles’in bir zamanlar felsefe dersleri verdiği yerde felsefecilerin tartıştığı konuların genel ağırlık noktası “ Varoluşçuluk, Varoluş Felsefesiydi.”    

           

                5 Şubat  Cuma günü söz alan felsefeciler:  Oruç Aruoba, Örsan K. Öymen, Nebil Reyhani, Kaan H. Ökten’di.  Bu akademisyenler Nietzsche,  Jaspers, Heidegger gibi filozofların varoluş felsefeleri üzerinde durdular. Oruç Aruoba’nın giriş niteliğindeki ve varoluş felsefesinin Avrupa gençliğini etkilemesini içeren konuşmasından sonra bizce en çok ilgi çeken konuşmacılar Nietzsche’yi konu edinen Örsan K. Öymen ve Heidegger’i konu edinen Kaan H. Ökten’di. Tabi burada Nietzsche’nin popülerliğinin ve Heidegger’in son yıllarda batı dünyasında çok tartışılan bir filozof olmasının etkisi büyüktü.

     

                Örsan Öymen konuşmasında Nietzsche’ye ilişkin şu noktalar üzerinde durdu: Nietzsche’nin ilk çağ filozoflarından Pyrrhon ve Protagoras’ın perspektivizminden etkilendiği; Nietzsche’nin nihilizminin tartışılacağını ,tek tanrıcılığın ve Platon felsefesinin daha nihilist olduğu çünkü asıl bu felsefelerin yaşamı kabul etmek yerine sürekli olarak değillemek gayretinde olduğu;Nietzsche’nin felsefesinin Heidegger ve  Sartre felsefesine zemin hazırladığı; Nietzsche ‘nin antirasyonalist olduğunu fakat irrasyonalist olmadığı.

     

                Kaan Ökten’in Heidegger’i konu olarak aldığı konuşmasını salon büyük bir keyifle dinledi. Dinleyicilerin aldığı keyif tabiî ki Heidegger’in ağır ve karmaşık bir dille dolu olan felsefesi değildi. Kaan Ökten’in iyi bir konuşmacı olması Heidegger, varlık ve ölüm konularını bile büyük bir dikkat ve keyifle dinlememizi sağladı.

     

                6 Şubat Cumartesi günü tartışılan konu yine varoluşçuluk felsefesi ışığı altında Gabriel Marcel, Sartre ve Heidegger oldu. Konuşmacılardan Sabri Büyükdüvenci bizim yeni tanıştığımız bir filozof olan Marcel’in felsefesi üzerine yaptığı konuşmada şunlardan bahsetti: Marcel’e göre insan, bilimin aktif girdabında boğuluyor. İnsana ilişkin temel problemlere bilimsel bir tarzda yaklaşmak en büyük sorundur. Ona göre, değerden yoksun, doğallık duygusu ortadan kalkmış, yaratıcılığın olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.İçinde yaşadığımız bu dünya bize özgürlük veriyor fakat bu özgürlüğü kullanma hakkı vermiyor. Bu durumda felsefe ne yapacak? Marcel’in ki bir umut felsefesi, felsefesini teist bir yaklaşıma oturtuyor. Benim benliğim başka benlerin varlığıyla anlam kazanıyor. Kendimizle senin diyalog kurmasının 2 yolu vardır. Birincisi Tinsel hazır bulunuş ( Dispolibite): Benim benliğimin başka benlerle anlam kazandığı durum. Buna hazır olma yani ben ve sen biriz. Bu duruma en iyi örnekler aşk ( aşık olan ben ve sen olmaz, biz olur.) sadakat ve anne- çocuk ilişkisidir. Umut hazır oluşun yayılımıdır. İkincisi tinsel hazır bulunmama durumu( İndispolibite) Hazır olmama durumu umutsuzluk doğurur. Gurur en büyük hazır olmama duygusudur. Gurur kişinin kendi kendine yeterli olduğu düşüncesinden doğar.

     

                 Günün 2. Konuşmacısı Turhan Ilgaz’dı. Türkiye’de çevirisi ilk defa yapılan Sartre’ın “ Varlık ve Hiçlik” kitabının çevirmeninden Sartre’ı dinledik.

     

                 Günün ve etkinliğin son konuşmacısı uzun yıllar felsefeye birçok eser bırakmış çok değerli  Afşar Timuçin’di. Konuşma konusu her ne kadar Sartre’ın felsefesine  eleştirileri içeren  “Varoluş özden önce mi gelir?” ise de Afşar hoca felsefe ve hayat üzerine bir çok şey konuştu. Yetkin ve tecrübeli bir ağızdan felsefe dinlemek ayrı bir keyif. Konuşmasının başında ilkçağdan bu yana  felsefe tarihinden kısaca bahsetti. Sonra Sartre’ın felsefesine eleştirilerle konuşmasına devam etti. Temel eleştiri noktaları ise  Sartre’ın özgürlük kavramı   ( Özgürlüğe mahkum olmak insanı Özgürleştirmez), bilinci sadece hiçleştirerek değil aynı zamanda olumlamaya da ihtiyacı olduğu üzerineydi. Ayrıca bu konuşmasının Bilim ve Gelecek dergisinin nisan sayısında çıkabileceğini söyledi. İlgilenenlere…

                  
    Emine SÜTÇÜOĞLU   /   Sevilay MECİT           

     

    PROGRAM

    5-6 Şubat 2010

    Varlık Felsefesi / Varoluş Felsefesi / Varoluşçuluk

    ...Soren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, Karl Jaspers, Martin Heidegger, Gabriel Marcel, Jean-Paul Sartre...

     

     

    5 Şubat Cuma

    13:30 Oruç Aruoba: "Kim Var Orda..."

    15:00 Örsan K. Öymen: "Nietzsche'de Varlık ve Oluş"

    16:30 Nebil Reyhani: "Varlık Felsefesi, Varoluş Felsefesi ve Karl Jaspers'in 'Negatif Antropoloji'si"

    18:00 Kaan H. Ökten: "Heidegger, Varlık ve Ölüm"

    19:00 Yıldızsaray Restaurant'ta Yemek

     

    6 Şubat Cumartesi

    11:30 Sabri Büyükdüvenci: "Gabriel Marcel: Öznellik, Teknoloji ve Varlığın Gizemi"

    13:00 Turhan Ilgaz: "Sartre'da Yapmak ve Olmak"

    15:00 Elif Çırakman: "İmgelemin Işığında Varoluş"

    16:30 Özge Ejder Johnson: "Heidegger ve Sartre'da Fenomenolojinin Zemini Olarak Ontoloji"

    18:00 Afşar Timuçin: "Varoluş Özden Önce mi Gelir?"

    20:00 Nazlıhan Restaurant'ta Yemek

    23:00 Uzun Ev'de Assos'ta Felsefe 10. Yıl Partisi