• BÜYÜ VE FELSEFE

     
    Beste Özer   11FL4   Tevfik Fikret Lisesi

     

    İnsan klasik olarak akıllı bir hayvan olarak tanımlanmaktadır. İnsan
    dediğimiz kendini diğer hayvanlardan her türlü konuda çok üstün gören bu
    yaratık , var oluşundan beri bir şeyleri anlamlandırmaya ve üstünde yorumlar
    yapıp kavramaya çalışmıştır.
    Düşmanlarını uzaktan öldürmek amacıyla küçük heykelciklere iğne batıran,
    yağmur yağdırmak için tarlalara birkaç damla su serpen , aşk iksirleri
    hazırlayan büyücünün ortaya çıkış nedeni de, insanın doğaya karşı
    gerçekleştirdiği savunma mekanizmasının sonucundan başka bir şey değildir…
    Peki büyü nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır?
    İlkçağ insanlarının, mağara duvarlarına çizdiği bizon resimleri ile başlayan
    büyü, mö 300 yılında, Mısır ve  Kalde de altın çağını yaşadı. Mezopotamya da
    filizlendi. Eski yunan ve roma da gelişip, nesilleri ve çağları aşarak
    dünyanın dört bir tarafına yayılmıştır. İnsanoğlu yaratılışından bu yana,
    her çağda bilinmezliğin kapılarını zorlamak , yaratılış, yaşam ve ölümün
    sırlarını çözmek, doğa üstü güçlere hükmetme merakını yenemedi. Bazıları
    merakını gidermek amacıyla büyücülere sıkı sıkıya bağlanırken, bazıları ise
    kafasında hayatı anlamlandırmak için kurduğu sorularının cevaplarını
    felsefenin derinliğinde aradı.
    Büyücü eski dönemlerde psikolokluk görevini üstlenmiştir kendi kendine.
    Okuyup üfleme ile rüzgarları ve yağmurları yıldırmaya çalışmıştır. Ona göre
    dünya sözler ile kandırılabilinir, evcilleştirilebilinir ve
    yönlendirilebilinir güçlerden meydana gelmektedir. Büyücü ruhların
    başkanlığını yapmaktan öte pek bir görevi yoktur. Voltaire göre büyücü
    doğanın yapamadığı şeyi yapmanın sırrını elinde tutmaktadır.
    Büyünün ortaya çıkışı m.ö dayanmaktadır. İnsan aklı; var oluşunu, nefes
    alışını, yürüyebildiğini, ağlayabildiğini, gülebildiğini fark etmeye
    başladıkça aklı kafatası denilen hapisten yavaş yavaş çıkmaya başlamıştır.
    Aklın özerkliğinin ilk taslağı da büyü olmuştur. Şu anda bakıldığında pek
    anlam veremediğimiz, saçma büyüleri yapması bile, insanın zihninin özgür
    kaldığını, hapis olduğu vücudundan ayrılıp, evrende olan her şeyi kavramak
    için yola çıktığının göstergesidir. İşte insanın evreni anlamlandırma sürüce
    başlamıştır…. Artık insan tam anlamıyla evren sahnesindedir, evreni ve
    bununla birlikte kendi benliğini anlamlandırabilmek için.
    Büyü sanat gibi birçok olgunun temelini oluşturmuştur, yolculuğuna devam
    ederken.
    Anlamlandırmaya, yorumlamaya ve öğrenmeye çalışan bu varlık mistik dünyada
    gerçekleştirdiği yolculuğun körü körüne olduğunu kavramış ve zaman
    içerisinde kendisine başka yollar aramıştır.
    Düşünme ve kavrama isteğini hiçbir zaman kaybetmediğinden dolayı kendisini
    felsefe dünyasının içinde bulmuştur.
    Büyü ve felsefe, ikisi de insanın insanı  ve evrendeki her şeyi beyninde bir
    şekle oturtmaya çalışmasının göstergesidir.İkisi de insan zihnin
    özgürleştiğinin, düşünebildiğin bir sonucudur. Çünkü insan hiçbir zaman bir
    şey öğretmeyen tecrübe yağmurunu biriktirmekle yetinmemiştir. İnsan her
    zaman gerçek evreni açıklamak ve değiştirmeyi hedeflemiştir.