CEREN DİLEK/  İZMİR ANADOLU LİSESİ

KÜRESELLEŞME VE TERÖR

            Terör, toplumbilim açısından siyasal yapıda, yani egemenlik ilişkisi içinde yer alan bir etkinliktir. Esas olarak, hedeflediği kişinin, grubun ya da toplumun ardındaki yönetim felsefesini, yani egemenlik ilişkisine saldırır. Egemenlik ilişkisine karşı çıktığı için, her terör eyleminin ardında, aynen her savaşın ardında olduğu gibi, tutarlı bir ideoloji ve felsefi model vardır.

            Her terör ve intihar eyleminin ardında ise, bireysel varlığını, üyesi olduğu bir grup adına feda etmek üzere yetiştirilmiş, toplumdan soyutlanmış, genellikle yalnız ve sevgi yoksunu, düşmana karşı gerçekleştirdiği eylemle o grup içinde değer kazanacağına ve sonsuza dek yaşayacağına inanan bir kişi ya da kişiler vardır. Kendi canını feda etmeye hazır, inançlı bir fanatikten de çevresindeki başka insanların hayatlarına saygı duymasını beklemenin anlamı yoktur.

İletişim-Bilişim Devrimi bağlamında değişmekte olan dünya, küreselleşme olgusuyla karşı karşıya kaldı. Küreselleşme kimi zaman “yeni dünya düzeni” adıyla da anılan daha çok ekonomik bir süreç biçiminde algılandı dünya tarafından. Oysa olayın toplumsal, kültürel ve özellikle de siyasal boyutları çok önemlidir. Devletler, yani toplumlar arasındaki gelir dağılımı adaletsizliği gitgide büyüyen dünyada, yepyeni oluşumları, yepyeni preotestoları da beraberinde getiriyordu. 11 Eylül terörü de son zamanlarda yapılan bu protestoların en büyüğü, küreselleşmenin terör yüzüdür. Unutulmamalı ki Usame Bin Ladin, Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği’ne karşı Amerika tarafından yaratılmış bir savaşçıdır. Bu şekilde bakıldığında 11 Eylül terörü sadece sonuçları itibarıyla değil, kaynağı itibarıyla da küreselleşmeye bağlı olarak ortaya çıkmıştır.  11 Eylül terörü Amerika’yı vurmuş gibi görünse de aslında küreselleşme sürecine karşı yapılmış bir saldırıydı. Saldırının hedefinin Amerika olması ise onun bu sürecin lideri olmasından kaynaklanmaktadır.

            Savaşları ve terörizmi engelleyecek tek yöntem ise temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı katılımcı demokrasidir. Bir başka deyişle, küresel terörü önceyecek tek yöntem, insan haklarına dayalı demokrasinin tüm devletleri ve kültürel grupları kapsayacak biçimde küreselleşmesidir.