İNSAN KENDİNİ YALNIZCA İNSANDA TANIR

                                                                   (Goethe)

 

Zamanın sunduğu yansımalarda yaşıyoruz Bir yansımada öteki yaparken insanı zaman diğer bir yansımada sıradan kılıyor. Yer ve zaman, öteki ya da sıradan kimliğine bürünmemizi sağlıyor. Yeri ve zamanında öne çıkmak, fark edilmek isteyen kişi farklı yer ve zamanda sıyrılmayı, göze batmamayı isteyebiliyor. Sanırım kilit nokta ötekiliğin sıfatının farkına varabilmek. Ötekiliğin sıfatı kimi zaman pozitif kimi zaman negatif olabiliyor.

Negatif-ötekiliğe değinmek istiyorum. Dışlanası kültürler, düşünceler, değerler, tutumlar, inançlar vs. Benzememek ayrılaşmayı gerektirebilir bazen. Farklı olanı öteki yapanlar fark etmelidir ki; başkalarından öteki yaratmak kendini ‘öteki’leştirmektir. Gözü kapalı inandığı sahiplikleri var insanın. Kendini adayan ve adayanı örnek alan bir zihniyetle odaklandığı ve kendi gözünü boyadığı bir sistemde, çarkın dişlilerinden birinin zarar görmesi durumunda yıkımın yaşandığı değerler. Alternatiflere yer yok. Oysa alternatifler insan için yeni bir gelecek, farklı bir zihniyet, hatta özgürlük sağlayabilir. Sıradanlığın içinde boğulmaya mahkûm kişilerin korktuğu büyük değişiklikler, öteki olmayı korkulası bir olgu haline getiriyor. Körü körüne bağlanmak, bir noktada takılı kalmak insanın bakış açısını daralttığı gibi düşüncelerini de somutlaştırıyor. Mevlana’nın dediği gibi ‘insan gözdür. Öte yanı deriden, etten başka bir şey değil. Gözü neyi görürse değeri o kadardır.’ Gördüklerimiz göründüğü gibi ya da göründüğü ’kadar’ değildir. Yani görünen köy kavuz isteyebilir. Simsiyah bir resimdeki küçük beyaz noktayı umut olarak görürken biri, başkaları çaresizliği görür aynı noktada. Olumlu bakabilmeyi başarırsak olumsuz görünenden olumlu yönler çıkarabiliriz. Gerçekçi ve sağduyulu yaklaşım yeni ufuklar yaratabilir.

Farklı açıdan bakarsak ötekiliği içe dönük ele alabiliriz. İçimizdeki öteki nedir? Klasik ‘ben’likten uzaklaşmaktır. İnsanın kendinden beklemedikleri de diyebiliriz. Kendimize yakıştıramadığımız olumsuz ya da kendimizde keşfettiğimiz olumlu yönlerimizdir içimizdeki öteki. Bazen hayal gücümüzün verdiği haz bazen karamsarlığımızın yarattığı mutsuzluk. Ruh halimizin farklı getirileri. Her zaman ki ‘ben’ olmama durumu. İnsanın içindeki ötekiliği keşfetmesi olumlu sonuçlarda getirebilir beraberinde olumsuz sonuçlarda. Olumsuz ötekiliğinden olumlu, olumlu ötekiliğinden olumsuz sıfatlar yaratabilir insan iç dünyasında. İnsanın durumlar karşısında sergilediği tutumlar vardır. Evdeki ‘ben’ ile dışarıdaki ‘ben’ aynı davranmayabilir. İçimizdeki karakterlerin tutumu durumlar karşısında değişiklik gösterebilir. Bu durumda karakterlerimiz birbirine öteki olur. İçimizdeki ötekiliği karakterimiz yaratır. Ötekilik kişiliktir. Dışa vurduğumuz benlik değil midir bizi başkalarının gözünde öteki ya da herkes yapan.’Ben başkasıdır’(rimboud) görüşünden yola çıkıldığında da insan kendini tam anlamıyla ne kadar tanıyor sorusu geliyor akla. İçimizdeki ötekilere şaşırmamızın nedeni de budur zaten. Cevapta ‘ben kimim?’sorusunun içinde gizlidir.

Öteki olmak zordur aslında. Bilemezsiniz ne ya da kim olduğunu. Sadece tahmin edersiniz ama bir bakarsınız yanılmışsınız. Ötekilik farklılıktır. Bir şeylerin ortaya çıkması içinde gerekende budur zaten; farklılık. Her şey bizde bitiyor. Aklımızdaki öteki bizim için değerli aslında, en azından benim için. Öteki olarak bakmak bencillik. Kendi dışındaki herkesi uzak bir ötekiliğe mahkum eder insan. Ne kadar ‘ben’ merkez alınır, insanlarla empati, iletişim, temas yoluna gidilmezse başkaları fazlasıyla öteki olur dolayısıyla ‘ben’likte başkaları için ötekilik haline gelir. Bazen kendinden uzaklaşmalı insan ki ötekilerle yakınlaşsın. Başka türlü ötekinin kimliği ortaya çıkamaz.

 Doğru olan farklı bakmak. Çünkü fark; yaratan demektir bir nevi. Yaratıcı olan farklılık kendine ve başkalarına yarar sağlar. Peki, soru şu fark nedir? Fark bizi ayıran, öteki kılandır. Ama belki sadece bize göre beni farklı kılan başkası için beni yakın görebilmektir. Farklı beyinler=farklı görüşler meselesi biraz. Benim farkım şu diyen insan kişiliği oturmuş insandır. Ama bu fark belki de sadece o farka sahip olan tarafından bilinendir. Öteki olabilmek; farkı diğerleri tarafından bilinen demektir. Buda pozitif-ötekilik olsa gerek. Dünyayı umursamamak, bulutlarda dolaşmak, rüyalarda gezmek fark mıdır? Evet, farktır kimilerine göre. Hayal dünyasında gezebilen bir ruh fark yaratmış bir ruhtur. Öteki olabilmiştir.

 

Hepimiz bir ötekisine muhtacız. Önemli olan bunun farkındalığıdır. Kişilerin birbirleriyle direk iletişimi olmasa da kelebek etkileri vardır. En azından bunu hiç saymamak gerekir. Öteki olmadan, fark olmadan yaşamak su olmadan akan dereyi yaratmaktır.

 

  Elif Çanga   / Urla lisesi