ELİF CHARLOTTE NELSON (SELMA YİĞİTALP LİSESİ)

                                               BİREYLER ARASI YAŞAM  BİZ,SEN,BEN

 

Bugün,size benim de adını pek duymadığım ama öğrenmeye çalıştığım bir düşünürden söz edeceğim. Ortega Y. GASSET. Sizinde göreceğiniz gibi bu düşünür için toplum ve toplumsal ilişki incelemeye değer. Bu nedenle O.Y.G.için ben,sen ve biz kavramları çok önemlidir.şimdi sizlere onun bu kavramlara ilişkin düşüncelerini aktaracağım.

       “İnsan yaşamı”dar anlamıyla ve yalnızca herkesin kendi yaşamıdır.Bildiğim tek gerçek kendi dünyamdır ve kendi yaşamımdır.Kendi dünyamda benden başka bir “ben benzeri”bir “insan yaşamı benzeri”vardır.Yaşadığı benim için gerçektir.Nasıl yaşadığı benim kendi yorumumdur.Yaşadığı gerçektir çünkü “ben benzeri”dir.Eğer ben yaşıyorsam oda yaşıyordur.Ama nasıl yaşadığı ikincil gerçekliktir.ikincil gerçeklik,örneğin; dünyaya benzer başka gezegenler vardır.Varolduğu kökten bir gerçekliktir ama orada yaşam olup olmadığı tartışılabilir.

         İkincil dereceden gerçeklikleri sanki kökten gerçekliklermiş gibi yaşarız.Öteki insanın,o niteliği yani yalnızca bedeni ve hareketleri değil “ben”i ve yaşamı,birincil gerçeklik ayarındadır kendi yaşamım dışında aynı zaman dilimi içinde,ikinci,üçüncü v.b.derecede bir çok yaşam da sürmekteyim.derin bir deyişle “yapar gibi yapmak”diye adlandırdığımız şey bu; yani yaşar gibi yapıyoruz.Oysa sahici yaşamımız kökten yalnızlığımızda neysek odur.İnsan yaşamının sahici gerçekliğine sık sık kendi kendisinin yapayalnız derinliğine,çekilme görevi de katılmalıdır

        Felsefe içe çekiliştir,insanı kendi kendisi karşısında ürkütücü bir çıplaklıkta kalarak kendi kendisiyle hesaplaşmasıdır.Ötekinin karşısında tümüyle çıplak kalamayız;eğer öteki bize bakarsa,bizi kendi gözümüzde az çok örter.Utanma denen tuhaf olgudur bu;çıplak ten kendini gizlemek için pembe bir tüle sarınır sanki.felsefe gerçektir,korkunç ve ıssız yapayalnız gerçeğidir şeylerin.

        Öteki alışverişim olabilecek ve-istemesem de-olması gereken kişidir,çünkü ötekinden nefrette etsem ortaya çıkan sonuç onun için benim kaçınılmaz biçimde varolduğumdur;bu da beni istesemde istemesemde onu ve benim hakkımdaki,belkide kötü olan niyetlerini hesaba katmaya zorlar.karşılıklı “hesaba katma” karşılıklı ilişkiyi toplumsal olarak niteleme iznini verir.Öteki olmak temel bir niteliktir.

        İnsan,her ne kadar son gerçeği yalnızlıksa da, yalnızlığı içinde ortaya çıkmaz; insan, öteki ile toplumsallık ilişkisi içinde, birisiyle alışveriş halinde, ona karşılık veren olarak ortaya çıkar.

        İnsan, ötekine açıktır. Bu iyi yada kötü  edimi dile getirmemektedir. Ancak öteki ile birlikte birşeyler yapmak bizi oluşturur. Öteki ile ilk somut ilişki biçimi, bu nedenle de ilk toplumsal ilişki budur.

        Birlikte yaşadıkça ve biz- ben ve o, yani ötekiler- gerçeğini oluşturdukça, giderek birbirimizi tanırız. Öteki eşsiz biri olduğu zaman benim için sen olur. İnsanın temel diğerkanlığını, yani nasıl ötekine açık olduğunu ele aldık. Sonra öteki benimle bizler, ilişkisine giriyor. Ve sen oluyor. Onunla uzakta bulunan ondan üçüncü kişiden konuşuyorum. Sen ile çekişmem kendimi bulmamda yatıyor.

 

Şimdiye kadar bir sen kavramından söz ettik. Ama bu “sen” bir erkek olan sendi. Kanımca Gasset’ye göre bu sen bir kadın olursa neler olur? Merak edilmeye değer buluyorum.

Öteki ve ben üzerine Başka Gözlemler 

                                      Ufak Bir Gezinti:Üçüncü Kişi Bir Kadınsa

      Kadın da bir ötekidir. Ancak benim karşımdaki bir erkek gibi değil bir kadın gibi algılanmalıdır.  

1)      Erkeğin iç dünyasında herşeyin çizgileri sert ve kesindir, böylelikle kaskatı kenarlarla dolu bir varlık olup çıkar. Kadınsa sonu gelmez bir alacakaranlık içinde yaşar; istiyor mu  istemiyor mu, yapacak mı yapmayacak mı, pişman mı değil mi bir türlü bilemez. Kadının içinde ne öğleüstü vardır ne geceyarısı; obir alacakaranlık varlığıdır. Bu yüzden yapısı gereği sırlıdır.( gizlidir.)

2)      Kadın yazgısının “erkeğin varlığını hesaba katarak varolmak” olduğu söylenebilir. Ne var ki bu formül hiçbir biçimde onun özgürlüğünü aşındırmıyor. Kadının zayıf olması hem erkeği hem de kendisini mutlu eder. Kadının erkeği koşulsuz onaylamasının nedeni zayıf olmasıdır. Bu yüzden gerçekten,yalnızca kadın sevmeyi bilir ve başarır. Yani ötekinde yiter.

3)      Kadının kendi bedeniyle olan ilişkisi,erkeğin kendi bedeniyle olan ilişkisinden farklıdır. Kadın her an bedeninin varlığını duyar.Kadının bedenine ruhu daha fazla sinmiştir.

          

           ...Kadının bedeni ruhun ta kendisidir.