HATİCE ARICI  /  İZMİR ANADOLU LİSESİ

KÜRESELLEŞMENİN KÜLTÜREL BOYUTLARI

            Küreselleşme kavramı, çoğumuzun sandığından daha karmaşık süreçlerden oluşmaktadır. Tüm olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alıp, basite indirgedikçe karşımıza kapitalizm çıkıyor, çünkü küreselleşmenin tüm olumlu özellik ve yararlarına karşın, altında kapitalizmin uluslararası gelişimi yatıyor ve oldukça eşitsiz koşullara gebe. Küreselleşmenin ekonomik ayağına göz atarsak, uluslararası sermayenin egemenliğiyle karşılaşıyoruz. Siyasi ayakta ise kısaca ABD’nin siyasal liderliği  ve tüm dünyaya dayattığı zorbalığı karşımıza çıkıyor. Bu sömürü ve ekomomik adaletsizlikler açısından küreselleşmeyle kapitalizm arasında sonsuz benzerlik görünüyor. İşçi sınıfının ve emekçilerin sömürülmesi, toplumun üretken kaynaklarının israfı gibi. Tüm benzerliklere karşın küreselleşmenin kapitalizmden farklıymış gibi gösterilmeya çalışılması; küreselleşmeyi, emperyalizmin yüzünü gizlediği bir möaskeye dönüştürüyor.

            Kapitalizm bir kazan reçel yapmaya yeterli çilek, su ve şeker varken bir avuç burjuvanın keyfi için şekeri, çileği ve suyu ziyan ede ede bir kavanoz reçel yapılmasını sağlayan bir sistemdir. Küreselleşme, kapitalizmin tüm risklerini taşımaktadır. Ülkenin kültür kaynaklarını israf edip kuruttuğu gibi doğa ve kültür kaynaklarını da tüketir. Ulus devletleri yok ederek, yerel kültürlerin sonunu hazırlamaktadır. Dünyadaki eşitsizlikler gün be gün artarken, zenginler daha zengin,yoksullar daha yoksul olmaya başlamıştır.

            Küreselleşme tekdüze tüketim kültürünün bütün dünyadaki egemenliği olarak karşımıza çıkıyor. Bugün bütün dünyada insanlar aynı gazozu içiyor, aynı köfteyi yiyor, aynı pantolonu giyiyorlar. Böylece insanlık marka ve firmalarla özdeşleştirilirken marka toplumsal kültürde önemli bir güce dönüşüyor.

            Yüzyılın buluşu olarak anılan internet, sınırları aşan bir güçle kültür kaosuna sürüklüyor. Günümüzde internet yoluyla bir kültür küreselleşmesi değil, kültürel bir örneklilik, batılılaşma, dahası bir Amerikanlaşma olmakta. Bu yolla egemen güç, yani ABD, küreselleşme diliyle, yani İngilizce’yle evrensel dediği bir takım değerleri dayatmış oluyor.

            Bilim çağında ülkeler arasında teknolojiye ulaşmada adaletsizlik bulunduğundan hareketle ABD, Britanya, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Japonya ve Rusya’nın oluşturduğu G-8 grubu “enformasyon teknolojisi şartı” bağlamında 3. dünya ülkelerinin de bilişim teknolojisine kavuşmalarının önemini benimsedi. Gıda, eğitim ve sağlık sorunları çözülmeden, yani bu insanlar 35’ine varmadan ölürken;değil İngilizce, kendi anadillerinde bile okuma yazma bilmeyen insanlara tüm temel hak, eşitlik ve özgürlükten, insanca yaşamdan önce internet götürmenin anlamı nedir? Bence bu kapitalizmin, açtığı yaraları kapatıyormuşçasına taktığı maske. Ağlayan bir çocuğu susturmak için verilen saçma bir avuntu.

 (Kısaltılarak Alınmıştır)